| |
Çocuklar |
Müge İplikçi
|
Bugün biraz hukuki akılacağım.
Mesele şu: 10 Kasım 2009 günü hükümet TBMM’ye bir tasarı sundu. Buna göre Terörle Mücadele Kanunu Mağduru Çocuklar’la ilgili üç konuda değişiklik yapılacaktı.
Değişmesi istenen maddeler şunlardı:
1-) Çocuklara ceza artırımı getiren madde
2-) 16-18 yaş grubu çocuklarının, Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamasını engelleyen madde
3-) Aynı yaş grubu çocuklara aldıkları cezada ertelemeyi, hükmün açıklanmasını geri bırakmayı, paraya çevirmeyi ve diğer seçenek yaptırımlar uygulamayı yasaklayan madde.
Ama... Bu maddeler bu çocukları ne yazık ki kurtarmıyor. Değişiklik önerileri önemli ama yetmiyor. Adım kaydadeğer ama sorunu kökünden çözmekten uzak... Neden derseniz bu çocukların aldıkları cezalar bugüne kadar yaşadıkları ömürlerinden daha fazla.
Konuyla ilgili avukatlar diyor ki, bu değişiklikler olsa bile örneğin 90 ay (7 buçuk yıl) ceza almış bir çocuğun cezası sadece yirmi ay azaltılmış olacak.
Avukatlar söz konusu çocuklar arasında düşük ceza alanların sayısının son derece düşük olduğunu vurguluyorlar. İçlerinde 190 ay (15 yıl 10 ay) ceza almış çocuklar bile varmış.
15 yıl hapsolan çocuk
Gelin bir düşünelim: 15 yıl cezaevinde yatmak... Çocukken girdiğiniz o duvarlar, 15 yıl boyunca size ne fısıldar acaba? O gri duvarların vaat ettikleri, öfke ve intikamdan başka ne olabilir? 15 yıl, dile kolay; değil mi? Çocuksunuz, taş atıyorsunuz; kaale alınmak, değer verilmek istiyorsunuz. Ama çıkış yolunuz yok. Bugüne kadar olmamış en azından. Etrafınızda bir sürü öfkeli insan.
Sizi içerde bu öfkenin katmerlisiyle büyütecek bir sürü insan. Dışarı çıktığınızda, yani 30 yaşında kendinizi nasıl yok edeceğiniz, dahası etrafa ne atacağınız ise meçhul. Üstelik bu çocukların sayısı hiç de az değil.
Ve çocuklar göz açıp kapayıncaya kadar büyür. Bu çocukların örgüt damgası yiyerek büyütülmesi, cezalandırılması, dışlanması en kolay olanı; onları birey olarak yetiştirmek ise, tahmin edeceğiniz gibi en zoru.
Hukuk şefkat dinlemiyor
Ama Türkiye’nin artık bireylere ihtiyacı var. Din, dil ve ulus kimliğini bir zenginlik olarak gören, farklılıkları bir imtiyaz olarak kullanmaya hacet duymayacak bireylere. Dahası şu üç motifi önemsemeyenlerle de yanyana durabilmeyi göze alacak, bundan keyif alacak bireylere.
Ve gelelim asıl sonuca: Çocuklara yüksek cezalar verilmesine neden olan yasa maddeleri değişmezse çocuk ağır ceza hâkimlerinin de farklı kararlar vermesi mümkün değil.
Hukuk kişisel şefkat dinlemeyen bir alan, yasalarla varlığını sürdürmek durumunda. Avukatlar, tasarıda 8 konuda yasa değişikliği yapılırsa sorunun hukuki çözümünün gerçekten sağlanacağı görüşünde.
Belki bu sekiz maddede değişikliğe gidilirse bu çocukların bu kadar çok ceza alması da mümkün olamayacak.
Dahası mı?
Bu ülkeyi gerçekten lime lime eden koca adamlar ellerini kollarını sallayarak ortalıkta yüzsüzce fink atarken, içimiz çocuklardan yana ürpermeyecek. |
15.11.2009
|
| |
|
|
|
|
Yazarın Eski Yazıları
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |