Anasayfa
   Arama
   Yazarlar
Aydın Ayaydın
Barbaros Devecioğlu
Bülent Korman
Dilek Önder
Donatella Piatti
Dr. Uygar Özesmi
Dr. Ümit Yazman
Dr. Yasemin Bradley
Elif Ergu
Engin Akın
Gani Müjde
Güncel
Handan Güçyılmaz Günay
İclal Aydın
İclal Aydın
Kemal Yıldırım
Leyla Umar
Mehmet Tezkan
Mete Tansu
Mutlu Tönbekici
Müge İplikçi
Okay Gönensin
Ömer Özgüner
Prof. Dr. Mehmet Ömür
Reha Muhtar
Sanem Altan
Selahattin Duman
Teoman Hünal




 
 
Ecevit’in sahte demeci
Kıbrıs ve Türk-Yunan geriliminin sıcak günleri devam ederken Çetin Özbayrak’ın verdiği görevle, Ecevit’in sözlerinden hazırladığım demeç korku dolu günler yaşamama neden oldu

Okay Gönensin
Gazeteciliğe başladığım günlerde gündemin birinci konusu Kıbrıs’tı. Savaşın üzerinden yaklaşık bir yıl geçmişti, ama hep aynı şeyler tekrarlandığı için herkes, özellikle deneyimli gazeteci ağabeyler bu meseleden çoktan bıkmıştı.
Karasuları... Serbest sular... Avlanma alanları... Kayalıkların durumu... Ana karanın ve adaların kıta sahanlıkları...
Bir sürü teknik mesele içinde boğulanlar için benim gibi meraklı bir gencin Cumhuriyet dış haberler servisinde çalışmaya başlaması kurtuluş olmuştu ve bu işlerin hepsi bana devredilmişti.
Hasan Cemal de Kıbrıs ile ilgiliydi, ama o daha çok yazı işlerinde çalıştığı için Kıbrıs meselesinin bütün girdisini çıktısını izlemek bana kalmıştı.
Başta tabii bütün bunları öğrenmek, haritalar üzerinde düşünmek zevkliydi, ama bir süre sonra bıkmamak da mümkün değildi.
Kıbrıs ve Türk-Yunan geriliminin sıcak günleri devam ederken bir gün Çetin Ağabey (Özbayrak) çağırdı. Verdiği görev aklımdan da hayalimden de geçebilecek bir şey değildi.
O günlerde Atina’dan bir gazeteci gelmişti. Bu gazeteci Cumhuriyet için Atina’da daha çok spor muhabirliği yapıyor ve aslen bir Atina gazetesinde çalışıyordu. Türkiye’ye gönderilirken gazetesinin yöneticilerine Başbakan Bülent Ecevit’ten özel demeç alacağına dair garanti vermişti. Garantiyi verirken de Cumhuriyet’in Ecevit ile ilişkilerinin iyi olmasına güvenmişti. Ama siyasi ortam Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın bir Yunan gazetesine özel demeç vermesine imkân sağlayacak kadar yumuşamış değildi.
İşte bizim meslektaş bu yüzden panik içindeydi, yana yakıla Atina’ya döndüğünde gazetesinden kovulacağını söylüyordu. Ama Çetin Ağabey çözümü bulmuş, beni de o yüzden çağırmıştı.
Kimse duymadan söyledi: “Git boş bir odaya kapan, Ecevit’in son beyanatlarını topla, araya makul sorular koyarak bunlardan yeni bir demeç oluştur...” O anda soru soramamış ama bu icraatın nedenini de hemen anlamıştım, küçük bir itiraz sesi çıkarmaya kalktım, fakat Çetin Ağabey “Git hemen yap” deyince çaresiz işe koyuldum.
Ecevit’in son birkaç hafta içinde Kıbrıs ve Türk-Yunan ilişkileriyle ilgili bütün söylediklerini çıkardım, kesip biçtim, içeriğini hiç bozmadan yeni bir demeç haline getirdim. Çetin Ağabey’e götürdüm. Baktı, “Tamam” dedi ve Yunan meslektaşımıza verdi.
Birkaç gün uyuyamadım. Gerçi sahte demecin içeriğinde Ecevit’in itiraz edebileceği hiçbir şey yoktu ama yine de korkmaktan kendimi alamıyordum. Acaba tutuklanır mıyım, diye düşünüyordum.
O zamanlar bugünkü gibi dünyayı anında izleme imkânı olmadığı için Atina’da ne olduğunu bilemiyordum.
Birkaç gün sonra vahim haber Anadolu Ajansı’ndan düştü! Başbakan Ecevit, bir Yunan gazetesine verdiği demeçte şöyle böyle demişti...
İşte o zaman iyiden iyiye korktum. Ecevit “Ben böyle bir demeç vermedim” diyecek, olay araştırılacak ve fail yani ben bulunacaktım... Bütün gece bu korkuyla yaşadım. Ne Çetin Ağabey’e ne başka bir kimseye bir şey söyleyebiliyordum.
Ertesi günse benim için kelimenin tam anlamıyla korkunç bir gündü. Bütün Türk gazeteleri Anadolu Ajansı’nın haberine dayanarak “Ecevit filanca Yunan gazetesine verdiği özel demeçte...” diye başlayan haberler kullanmıştı.
Oturmuş, de ki hapisten kurtuldun, ama gazetecilik hayatın daha birinci yılı tamamlamadan bitti diye kara kara düşünüyordum.
Sonra?
Sonra Ecevit demeci yalanlamadı ve hiçbir şey olmadı. Gazetecilik hayatım da bitmedi, ama ben yine de “neme lazım” deyip epey bir zaman bu olayı kimselere anlatmadım.


19.04.2009
 
 OKUYUCU YORUMLARI  Yorum Yapmak İçin Tıklayınız 

Yazarın Eski Yazıları

 Ufuk tabanca çekti (22.03.2009)
 Özal’ın basınla yalan mütarekesi (15.03.2009)
 Meslekteki altıncı yılımda yazı işleri müdürü oldum (08.03.2009)
 Medyada Korkmaz Yiğit günleri (01.03.2009)
 Fethullah Gülen ile öğle yemeği! (22.02.2009)
 Cumhuriyet’in ‘İlhan abi’ dengeleri (15.02.2009)
 İki rüşvet teklifi (08.02.2009)
 Cumhuriyet’ten kovuluşum (01.02.2009)
 İki gazetecinin MİT’çilik kavgası (25.01.2009)
 Yirmi yıl iki frak (18.01.2009)
 Varşova’da iki kavga bir rica (11.01.2009)
 Kanlı 1 Mayıs’ın fotoğrafları (28.12.2008)
 Tito ile on dakika (21.12.2008)
 Muharririn Ceride... (14.12.2008)
 Devletin pasaport cezası (07.12.2008)
 ‘Ayrılmayın aldıracağım’ (30.11.2008)
 

 

Gazetevatan.com Portalları bizeulasin@gazetevatan.com | Vatan Fax: 0212 354 26 56
-Ünlü Ansiklopedisi
-Top 100
-Foto Galeri
-Video
-Hava Durumu
-Yol Durumu
-Mailbox
-Otostop
-Sinema
-Astroloji
-Oyun Parkı
-Bulmaca
-EmlakVatan
-Vatan Enuygun
-Vatan Eğitim
-Tekno Park
-Net Tribün
-Vatan İddaa
-Şöhret Avcısı
-Oto Avcısı
-Neydim Ne Oldum
-Tipin miyim?
-Şirin miyim?
-Yarışsana
-Blog
-Son Dakika
-Gündem
-Siyaset
-Dünya
-Ekonomi
-Yaşam
-Spor
-Magazin
-Medya
-Yazarlar
-Foto Belgesel
-Garip ama gerçek
-Sağlık
-Teknoloji
-Konut&Emlak
-Otomobil
-Karikatür
-Finans
-Bugünkü Vatan
-Tüm manşetler
-Yazarlar
-Şehir Rehberi
-Bizim Kahve
-Pazar Vatan
-Vatan Kitap
-Promosyon
-Künye
-Fortune
-Madame Figaro
-inStyle
-Boxer
-inStyle Home