| |
Piyasanın sıkıntısı: Otoriter mi serbest mi? |
Barbaros Devecioğlu
|
Berlin duvarının yıkılışının 20’nci yılı münasebeti ile 9 Kasım tarihli New York Times gazetesinde Zizek’in konuyla ilgili bir makalesi yayınlandı. Şayet kapitalizm bu denli büyük bir krizin pençesinde kıvranmıyor olsaydı, gazete Zizek’e böyle bir makale siparişi verir miydi bilinmez... Zizek aradan geçen yirmi yıldan sonra “özgürleşen” Doğu Avrupa’nın mevcut durumundan pek de hoşnut olmadığını belirttikten sonra ortaya bir argüman çakıyor: Eski rejimler yıkıldıktan sonra (onun deyimiyle) “eski komünistler” yeni kapitalist ekonomiyi yürütmek için biçilmiş kaftandılar. Öte yandan eski rejimin iktidarına direnenler ise hala adalet, eşitlik, dayanışma gibi değerlerin rüyasını sürüyordu. Fakat gelin görün ki eski “komünistler” yeni kapitalist düzende çoktan atı alıp Üsküdar’a geçmişti. Küresel ekominin verdiği her türlü fırsatı kullanıp acele zengin oldukları yetmiyormuş gibi bir de eski zaman hünerlerini olaya dahil edip politik iktidarın da başına geçmişlerdi. Zizek böyle tarif etmiyor tabii, biz ölümlüler bu trajikomik vaziyeti yerelleştirip biraz da komik tarafını suni olarak destekleyip aktardık. Orijinal yazının devamında “kapitalizmin demokrasi ile yok edilemez bir bağlantısı var” o halde Çin nasıl oluyor da başarılı oluyor? Otoriter bir kapitalizm modeli; liberal kapitalizm karşısında nasıl olur da bu kadar verimli, karlı bir makineye dönüşür? Sorularını soruyor. Hemen ardından Zizek; “Demokrasi ekonomik gelişmenin ayrılmaz ve doğal bir parçası değil mi?” diye bir daha soruyor.
“Demokrasiye” ve küresel ekonomik entegrasyona gayet mesafeli yaklaşan Çin’in son büyüme rakamları yüzde sekizbuçuk, bu oranlar batıda inanılmaz ve akıl dışı bulunuyor. Öte yandan bizim bildiğimiz gibi bir “demokrasiye” sahip olmadıkları için Çinlilerin doğruyu söyleyip söylemediğini bile bilemeyiz.
*Demokrasi olmadan kapitalizm olur mu?
New York Times’ın Zizek’e bu makaleyi yazdırmasının altında yatan asıl sebebin belki de “artık kapitalizm için demokrasi şart değil” ihtimali olabilir mi diye düşünmeden edemiyor insan. Mesela demokrasi için (anlaşıldığı kadarıyla) mümkünse ölene kadar çalışıp, mümkünse en düşük ücreti almak, emeklilik ve sendika gibi gereksiz üstelik miyadını doldurmuş eski zaman müesselerini kaldırmak, her ülkede en az bin kadar Bernie Madoff yaratmak, doğal kaynaklar varsa şayet bunları multinasyonal şirketlere aktarıp, kârı ise (küreseliz ama bir yere kadar demek sanırım bu) kendi ülkesine transfer etmek vazgeçilmez koşullar arasında yer alıyor. Bu durumda Doğu Avrupalıların buhran geçirmeleri normal ama mevzu bu değil. Mevzu, “demokrasiyle filan olmuyor, biz de bir miktar hatta olabildiğince otoriter olalım” deme ihtimalleri. O zaman zaten dünyanın doğusunun şimdiye kadar sadece lafıyla avunduğu meşhur demokrasinin komple ortadan kalkması ihtimali söz konusu olabilir.
Zizek Türkiye’ye gelince, bu karmaşaya bir çift laf etsin
Zizek’in orijinal makalede belirttiği “eski komünistler liberal kapitalizmi, eskinin muhaliflerinden daha iyi uyguladılar” lafı ve ardından Çin örneği, bir buçuk yıldır tartışılan ama bir türlü bir sonuç alınamayan “sistemin (kapitalizm kastediliyor) restorasyonu” tartışmasına tatsız ama kesin bir çözüm bulabilir.
Bu durum ve bu tartışmalar (yani serbest piyasa eşittir demokrasi mi, yoksa başka bir modele mi ihtiyacımız var), demokrasi lafının dünyada en fazla telaffuz edildiği ülkeler arasında birinci sırada olan memleketimizde de büyük önem arzediyor. Duyduğumuz kadarıyla Zizek memlekete geliyormuş, şayet gelirse belki burada hüküm süren karmaşaya da dair bir çift laf eder. *Zizek’in yazısı için link:
http://www.nytimes.com/2009/11/09/opinion/09zizek.html |
21.11.2009
|
| |
|
|
|
|
Yazarın Eski Yazıları
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |