Yaz saçma sapan dedikodularla biterken, eski assolistierden Safiye Soyman ve sevgili eşi Faik Bey nihayet imdadımıza yetişti. Umanm Faik Bey'in ismini yanlış yazmamışımdır. Kaya Çilingiroglu ne iş yapıyor sorusuyla ömür geçirenlerden değilim. Gerçekten son dönemde görmeye başladığım için bilemiyorum. Herhalde iş adamı. Neyse. Jetskiden düşüp, boğulma tehlikesi geçirmeyi başaran Safiye Soyman, yazlık yerlerde şarkı söyleyenleri izliyor ve mikrofon tutulunca hemen bir şarkı patlatıyor. Hülya Avşar şarkı için kendisine mikrofon uzatmış ama Gülben Ergen bum inceliği göstermemiş. O yüzden kızgın. Öyle böyle derken Safiye Soyman ve Faik Bey kanal kanal dolaşıp, Teme'le Fadime fıkralarını anlatmaya başladılar. İki kilo et yemişler, üzerine de kepekli çay içmişler. Yok ben anlatınca güzel olmuyor. Onlardan dinlemeniz lazım. Şive de var çünkü..
Fıkra gibi başka bir olay daha var. Didem Uzel, Reina'nın önüne gelmiş, içeri girecek, ama bir bakıyor mekan kapalı. Haberi olmamış. Ne gazetede görmüş, ne televizyonda izlemiş. Uzayda mı yaşıyorsun derlerdi böylelerine önceden. Eğlence çılgınları var. Dolup taşmak istiyorlar. Olsun, güzel. Televole marşına dönen şarkıdaki gibi; gecelere, gecelere akalım. Toplumun küçük bir bölümü bu eğlenceden nasibini aldığı için, büyük bölümü izleyici durumda malum. Magazin programlarından.
Geçenlerde bir magazin programı, canlı yayında o mekanlardan birindeydi. Bir yandan şarkı söyleyen müşteriler bir yandan anons yapan sunucu. Acaip garip, komik bir görüntü, işte o gece klüpleri fazla ses yüzünden kapanınca, herkes ayaklandı. Eğlenmek hakkımız! Bence de çok doğal bir hak bu. Akşam rüyamda gördüm bütün ailenin namusu elden gidiyordu deyip, sabah bütün ailesini öldüren çocuk, belki böyle sosyal bir hayatta olsa, katil bile olmazdı. Ama eğlenme hakkı diğer bütün hakları yok etmek zorunda mı? Reina'nın sahibi Mehmet Koçarslan, durumu "Buraya yabancılar geliyor, Türkiye'ye yapacakları yatırımı konuşuyor, haliyle ülke olarak maddi zarara uğruyoruz" diye savundu. Didem Uzel'e sorduğum soruyu, Mehmet Koçarslan'a da sormak zorundayım: Uzaydan mı geldi o yabancılar? Üsküdar'daki evinde oturanı bile rahatsız eden müzik, yatırım yapmak isteyen yabancıyı sağır etmez mi? Refleks olarak bir şeylere karşı olup, refleks olarak yandaş olmak bize özgü. Eğlenecekler tabi diyen köşe yazarları, özgürlüğün sınırlarını gelip, eğlence mekanlarındaki desibele bağladı. AKP'nin vur patlasın çal oynasına duyduğu mesafede işin içine katılınca, daha düne kadar yozlaşmış yerler, hiç ummadağımız isimler tarafından baştacı yapıldı. Birine eğlence olan bir yer diğerine zulüme dönüşüyorsa ilk reflekslerden kurtulmaya acilen ihtiyacımız var demektir. Bir de işe ekonomik açıdan bakanlar var. Orda büyük bir ekonomi dönüyor, yok edilmemeli. İyi de Zey-tinburnu'ndan dericiler kaldırılırken kimse bir ekonomiden bahsetmedi ama. Bütün dericiler tıpış tıpış gittiler, şehrin çok uzaklarına. Sonuçta eğlence mekanlarının sahipleri, çevredeki insanları rahatsız etmeyecek bir sese, orayı kapatanlar da müziği bile olmayan restoranları açık bırakacak bir zihin yapısına ulaşılar. Çok acele edip, hızlı görüşler bildirmeyelim. Sonra yine, gecelere gecelere akarız... |