Anasayfa
   Arama
   Yazarlar
Aydın Ayaydın
Ayşe Acar
Bülent Korman
Cem Ceminay
Deniz Güçer
Dilek Önder
Dr. Özlem Cankurtaran
Dr. Seyfullah Dağıstanlı
Dr. Uygar Özesmi
Dr. Yasemin Bradley
Elif Ergu
Engin Akın
Güncel
Güney Öztürk
İclal Aydın
Kemal Yıldırım
Leyla Umar
Mete Tansu
Mutlu Tönbekici
Müge İplikçi
Okay Gönensin
Ömer Özgüner
Reha Muhtar
Sanem Altan
Selahattin Duman
Süha Derbent
Şule TÜRKER
Teoman Hünal
Yusuf Demir








 
Piyano çalınca yürüyüşüm bile değişti
Ceren doğuştan duyma özürlü bir genç kız ama...

Banu Duran

Ancak onu benzerlerinden farklı kılan çok önemli bir özelliği var, piyano çalması. Ceren, önceki hafta işitme engellilere özel bir anaokulu açılması adına 39’uncu defa sahne aldı ve yine dakikalarca ayakta alkışlandı. “Piyano sayesinde hayatla tamamen barıştım, yürüyüşüm bile artık daha dik” diyen Ceren, şu an bir yandan Bakırköy Belediyesi’nin muhasebe biriminde çalışıyor, bir yandan da üniversite sınavlarına hazırlanıyor. En büyük hayali ise bir gün Fazıl Say’la aynı sahneyi paylaşmak.

* Ceren’in işitme engelli olduğunu nasıl anladınız?

Anne Serpil Karakaya: Kızımın duymadığını 3 buçuk aylık olduğunda anladım. Hiçbir sese tepki vermiyordu, elektrik süpürgesini ya da müzik kutusunu ancak gördüğü zaman gözlerini kırpıştırıyordu. Çevremdekiler kızımın duymadığını söylese de bunu konduramıyordum. Sonunda doktora götürdüm ve Ceren’in “total işitme engelli” olduğu acı gerçeğini öğrendim. O an hiç beklemediğim bir şey olduğu için dünya başıma yıkıldı. Şimdi o günleri gülümseyerek anımsıyorum.

* Akraba evliliği mi söz konusu?

Serpil K.: Yok değil ama eşimle kan uyumazlığımız vardı. Gerekli iğnelerimizi yaptırmıştık, o nedenle sebebin o olduğunu sanmıyorum. Ceren’e hamileyken abim ölmüştü, doktorlar yaşadığım üzüntü ve strese bağladılar durumu. Yoksa ailemizde hiç kimsede işitme sorunu yok.

* Nasıl bir eğitim aldı Ceren?

Serpil K.: Ben bankacıydım ve çalışıyordum. Kızıma daha çok yardımcı olmak adına hemen işi bıraktım. Esas amacım çocuğumu bir şekilde topluma sokabilmekti. Ancak Ceren hiç duymadığı için ne Çapa ne de başka bir yer onu kabul etmedi. Bu büyük hayal kırıklığı oldu. Ben ve babası da kızımızı 2 yıl boyunca Eskişehir’deki İşitme Engelli Çocuklar Okul Öncesi Eğitimi Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne (İÇEM) gönderdik. Sonrasında bir grup engelli ailesiyle Nişantaşı’nda işitme engelliler kreşi açtık, orada eğitimine devam etti. Ardından 5 yaşındayken ilkokula başladı ve oradaki işitme engelliler kaynaştırma sınıfına gitti. Meslek lisesinden okul 3’üncüsü olarak mezun oldu. Bu arada ben de kızıma daha çok yardımcı olabilmek adına 43 yaşında tekrar dershaneye gittim.

En büyük yardımcım metronom oldu

* Piyano çalmak nereden çıktı?

Serpil K.: Altı yıl önce kurduğumuz İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği’nin Başkanı Viki Özromano, bir gün bana telefon açtı ve “Ceren piyano çalabilir mi?” diye sordu. Böylece kızım 12 yaşındayken başlayan süreç bizi bugünlere getirdi.

* Duymayan birinin piyano çalması inanılmaz. Nasıl gerçekleşti bu mucize?

Serpil K.: Piyano öğretmeni Linda Kaso sayesinde gerçekleşti. Linda Hanım, daha önce bedensel engelli birilerini çalıştırmış ama işitme engelli olarak ilk kez kızıma piyano öğretti... Öncelikle Ceren’in piyanodan ses geldiğini algılaması lazımdı. Bu da dokunarak olacağı için ilk iş sandalyesini yükselttik. Notaların ritmini gösteren metronom ve refleksleriyle piyano çalmayı kısa zamanda öğrendi. Şimdi ise sesini hiç duyamayacağı piyanoyu, dizleriyle hissettiği titreşimler sayesinde profesyonelce çalıyor. Bethoveen da kulağını dayayarak müziği hissederdi.

* En sevdiğin besteci kim?

Ceren Karakaya: Bethoveen, çünkü o da benim gibi duymuyordu. Piyanoya ilk başladığımda annem hemen onun hayatını anlattı bana. Çok etkilendim ve “Ben de yapabilirim” dedim.

* İlk resitalini ne zaman verdi?

Serpil K.: 2003’ün Eylül ayında derslere başladılar ve sadece üç ay sonra 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde öğrendiği tek parçayla sahne aldı. Sahneye çıkmadan önce yanıma geldi ve, “Annecim ben duymuyorum ama beni duyacaklar değil mi?” diye sordu. O kadar başarılıydı ki kimse inanamadı kızımın duymadığına. Selam verip “Herkese teşekkür ediyorum” dediğinde ise herkesin ağladığını gördüm. Şu anda Ceren, tüm notaları, solfeji... vs. her şeyi biliyor. Önüne hangi notayı koysanız çalar ama ritm problemi var.

* Profesyonel olarak kaç eser çalabiliyorsun?

Ceren K.: Dokuz eser çalabiliyorum. Ama sahnede çok heyecanlanıyorum, parmaklarım buz gibi oluyor.

* Evinizde piyanonuz var ne güzel. Yeni mi?

Serpil K.: Yeni sayılır, 15 günlük. Geçen ay Ceren canlı yayına çıkmıştı. Orada kızımı izleyen bir hanım bu piyonoyu kızıma hediye etti. O kadar kıymetli ki onun için; leke olur, kirlenir diye hep kilitliyor. Çalışmalarına da büyük faydası oldu. Önceden evde pratik yapamıyordu. Uyumadan önce yorganın üzerinde parmaklarıyla pratik yaptığını görürdüm. Şimdi tüm gün çalışıyor.

Sıcak patatesle parmakları yumuşadı

Serpil K.: Ceren’in parmakları odun gibiydi. Nasıl yumuşatacağız diye düşündük. Aklıma patates geldi. Oturdum iki patates haşladım. Henüz sıcakken, “Kızım bunları yatay tutacaksın ve düşürmeyeceksin” dedim.

Günde 3 defa bunu yapınca, bir ay sonra kızımın parmaklarını daha rahat hareket ettirdiğini ve ovallik kazandığını gördük.

Duyuyormuş gibi davrandım

Piyano öğretmeni Linda Kaso: 2003 yılında yanıma gelip “İşitme engelli öğrenci çalıştırmak ister misin?” dediklerinde düşünmeden “Evet” dememin sebebi, omurilik felçli ve görme özürlü çocuklarla 1 yıldır çalışabilmemdi. Ancak daha ilk derste paniğe kapıldım ve “Eyvah, duymayan bir çocuğa duyuyormuş gibi davranıyorum” dedim. Sonradan fark ettim ki asıl yapılması gereken de buymuş. Doğal davranmam Ceren için iyi bir motivasyon oldu. Beni daha dikkatli izlemesini sağladı...

Başarımın sırrı benim de anne olmamda saklı aslında. Bu nedenle olmam gerektiğinden daha da fazla sabırlıydım.


27.06.2010
 
 
 OKUYUCU YORUMLARI Yorum Yapmak İçin Tıklayınız 

Diğer Başıklar

 İçimde binlerce kadın var  (30.05.2010)
 Türkiye’nin yüzde 80’i istedi  (30.05.2010)
 Boşanınca değerlerim değişti  (30.05.2010)
 Çifte diplomayla dünya vatandaşı oldular  (30.05.2010)
 İspanyolları büyüleyen ressam  (30.05.2010)
 Deri koleksiyonunu tanıttı  (23.05.2010)
 Demiri ısıran adamın çelik gibi takımı  (23.05.2010)
 İyi mangal için yaprak kullanın  (23.05.2010)
 Kabine’nin dedeleri  (23.05.2010)
 Sertsessiz  (23.05.2010)
 Sumocu başpehlivan  (23.05.2010)
 Türkiye’den bir dev geçti  (23.05.2010)
 Sokak modası  (23.05.2010)
 Kendi elimizle Güneydoğuluları kaybettik  (16.05.2010)
  İlk dizi yıldızı benim  (16.05.2010)
 ‘Evet’ demenin bedeli ne kadar?  (16.05.2010)
 Türkler en çok California Maki tercih ediyor  (16.05.2010)
 Sahnede artık 100 kiloluk, kuş gibi şakıyan sopranolar yok  (16.05.2010)
 Fransızları kıskandıran genç Türk ressam  (16.05.2010)
 Efsane müzikal Türkiye’de  (16.05.2010)
 ‘Başka şeyler yazmak isteyen adam’  (09.05.2010)
 Koşmak hakkında bilmeniz gereken her şey  (09.05.2010)
 Yeni trend  (09.05.2010)
 Efsane yelkenliler geliyor  (09.05.2010)
 Yenidoğan bebeğe altın takmak yerine, hemşirelik hizmeti hediye ediliyor  (09.05.2010)
 Vasil’in mezeleriyle Fener’de sıra dışı bir mekan  (09.05.2010)
 Striptiz Taksim’de sınıf atlıyor  (09.05.2010)
 “Ahh pedimu, biz komşu çıktık...”  (02.05.2010)
 Kültür bakanı olmak isterim hedefim yüksek gelirli turist  (02.05.2010)
 Sabancı ya da Koçların çocuğu olsaydım belki felç bile olmazdım  (02.05.2010)