Anasayfa
   Arama
   Yazarlar
Aydın Ayaydın
Barbaros Devecioğlu
Bülent Korman
Dilek Önder
Donatella Piatti
Dr. Uygar Özesmi
Dr. Ümit Yazman
Dr. Yasemin Bradley
Elif Ergu
Engin Akın
Gani Müjde
Güncel
Handan Güçyılmaz Günay
İclal Aydın
İclal Aydın
Kemal Yıldırım
Leyla Umar
Mehmet Tezkan
Mete Tansu
Mutlu Tönbekici
Müge İplikçi
Okay Gönensin
Ömer Özgüner
Prof. Dr. Mehmet Ömür
Reha Muhtar
Sanem Altan
Selahattin Duman
Teoman Hünal




 
İçindeki GENÇLER aşkı bambaşka!
Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker futboldaki son mercinin de patronu

Lütfü Özel

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker tam bir futbol düşkünü... Ankara 19 Mayıs Stadı’nın sıkı ’müdavimlerinden...’ Hemen her hafta sonu tribünde yerini alıyor. Gençlerbirliği taraftarı olan Gerçeker, gerçekte sıkı bir Fenerli ama oğlunu ezeli rakipleri Ankaragücü’ne kaptırmış. Baba-oğul birlikte maça gitmeleri mümkün değil... Gittikleri zaman da, ayrı yerlerde oturuyorlar. Gerçeker’in şampiyonluk adayı tabii ki Fenerbahçe... Alex’in çizgi üstü bir oyuncu olduğunu söylüyor, Arda’yı ise çok yetenekli buluyor. Her ne kadar Kayseri beraberliğine canı sıkılsa da, yine de hukukçu kimliğini bir yana bırakmayıp ’hakemlere fazla yüklenilmemesi’ çağrısında bulunuyor.

Gerçeker, aleyhlerine verilen penaltıyı anlatırken kahkahalarına engel olamıyor

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker futboldaki son
mercinin de patronu


Hasan Gerçeker, 15 yıldan beri “hukukçu” kimliğiyle de sporun içinde. Aynı zamanda Tahkim Kurulu Başkanlığı da yapıyor. Yani, özerk federasyonlarda görev yapan sporcu, teknik adam, yönetici kim varsa herhangi bir nedenle aldıkları ceza için başvurdukları son mercinin de patronu... Bu kendisine sahalardan izlediği futbol dışında genel anlamda da sporu “anlama, bilme” tecrübe ve şansı sağlıyor doğal olarak... Oradan çektiği spor fotoğrafını da şöyle tanımlıyor: “Özerkleşme büyük adım oldu. Ama istenilen adımlar tam olarak atılmış değil. Ancak bu normal, geçiş süreci yaşanıyor. Bir iki dal hariç, hepsi devletten para alıyor hâlâ...” 3 hakemin futbolda yeterli olmadığına o da katılyor. Denenen 5 hakem konusunda ısrar edilmesi gerektiğini düşünüyor. Şampiyonlukta ise gönlünden elbette “Fener” geçiyor. Ama son Kayseri maçı onu biraz karamsarlığa götürmüş. Yine de Konuşmak için ‘erken’ diyor.

ğer bir çocuk varsa içimizde, bir futbol topundan daha kolay onu ortaya çıkaracak ne olabilir ki... Bir Cumhurbaşkanı gol sevincini paylaşmak için kime sarılacağını başka nasıl şaşırabilir ya da bir Başbakan iki yumruğu havada, hayatının sanki en keyifli anını yaşıyormuşçasına, nasıl mutluluktan havaya zıplayabilir ki...

“Kimsenin gözünün yaşına bakmaz” işte bu futbol... Pekala herkesi “çocuklaştırabilir”, avcunun içine alıp bambaşka dünyalara uçurabilir.

Hasan Gerçeker’in, Yargıtay Başkanı sıfatıyla Başkent’in fokur fokur kaynayan gündemine geçmeden, sabahın erken saatlerine bir “futbol” ropörtajı vermesini, bunu yaparken belki de hiçbir konuşmasında yaşamadığı kadar kahkaha atmasını, röportajın bitiminde, “hoşuma gitti” demesini başka türlü “okumaya” herhalde gerek yok... Başkentli futbolseverlerin ama özellikle Gençlerbirliği taraftarının çok aşina olduğu bir isim Hasan Gerçeker. Hemen her hafta sonu, Ankara’daysa, tribünde yerini alır ve öncelikle “takımının”, Gençlerbirliği’nin maçını izler. Yargıtay Başkanı olmadan önce, tribün alışkanlığı etrafta fazla dikkat çekmemiş belki ama şu anda durumun herkes farkında... “Stat, tribün, evim, iş yerim gibi” diyecek kadar yakın “ortama”... Ama o aynı zamanda sıkı da bir Fenerbahçeli...

Oğluyla yolu futbolda ayrıldı

Gerçeker’in futbol ve spor merakı “babadan”... 4-5 yaşlarında elinden tutulup antrenmana götürülen Gerçeker, “ilk aşkıyla” çok erken tanışmış, Gençlerli olmuş. Ama babadan kalma bu yöntem, oğluna sökmemiş. 12 Eylül yönetiminin Ankaragücü’ne gösterdiği “teveccüh” dolayısıyla gazetelerde ve TRT’de adının sık geçmesi, o zaman ilkokula giden Emrah Gerçeker’i başka bir sarı lacivert formaya yöneltmiş; o “Ankaragüçlü” olmuş. Hasan Gerçeker’i Fenerbahçe’ye yönelten ise, “öğrenciliğinde” tanık olduğu büyük takım tutma rekabeti olmuş.

Gençken formalarını kendi yıkarmış

Amatör takımlarda voleybol ve futbol oynamış. Kendilerine zimmetlenen formaları evde yıkayarak geri götürdüğü günleri unutmuyor. Bir de annesinin okul yerine spora gitmesinden endişe ettiğini de yine gülümseyerek anımsıyor: “Mavi bir çantam vardı. Gizlice çıkartırdım dışarı. Zira annem onu görürse ‘Eyvah, bu yine spora gitti’ diye üzülürdü.” Ancak, hem okuyup, hem spor yapma zorluğu, okul bittikten sonra ortaya çıkan doğal tayin süreci, çok istese de profesyonelliğe ulaşmasına engel olmuş. Ama kalbine düşen spor aşkı, geçen zamanla küllenme yerine artarak büyümüş, tabii izleyici olarak... Gerçeker, bugünün futbolunu “Futbolcular, makinanın dişlileri gibi oynamaları gerekir” diyerek tanımlıyor. “Bizim dönemde futbol bireyseldi ve bu yüzden takımdan daha çok yıldız oyuncular dikkat çekerdi. Bizim de kahramanlarımızdı” diyor. Günümüz rekabetini ise özellikle büyük takımlarda herkesin yıldız olmak zorunda olduğunun altını çizerek, “Takım oyunu yoksa, hayat yok” şeklinde değerlendiriyor.

Futbolda fanatiklik doğal karşılanır

Fanatikliğin olmazsa olmazının “haklı olsan bile reddet” felsefesi olduğunu dile getiriyor. Eskiden neyse şimdi de o, kendisine göre... Bugün birlikte maç izlediği arkadaşlarının hararetle pozisyon tartışmasını da gülerek anlatıyor. Son Kayseri maçında Fenerbahçe aleyhine verilen penaltıya gösterdikleri tepkiyi ifade ederken ise, artık kahkaha atıyor. “Ancak kırıp dökmemek lazım. Futbol fanatikliğinin, bütün dünyada ayrışma ve kutuplaşmalara neden olması şaşırtıcı” görüşünde ve ekliyor, “İlginç olan, tıpta, hukukta, bilimde fanatiklik yadırganır doğal olarak; ama futbolda doğal karşılanıyor”...

Gökhan Gönül en beğendiği futbolcu

Eskilerden Lefter, Can Bartu, Galatasaraylı Suat en sevdikleri arasında... Fenerli Alex, “standart dışı” kendisine göre... Gökhan Gönül ise, bambaşka... Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav’ın Gönül’le birlikte Trabzon’da oynayan Gökhan Ünal’ı nasıl fark edemediğine hayıflandığına da dikkat çekiyor. Galatasaraylı Arda da favorilerinden... Fenerbahçe’nin “Carlos” gibi dünya çapındaki yıldızlarını ise saymıyor bile... “Onlar başka, konuşmaya gerek bile yok ” diyor. Teknik adamlıkta Ersun Yanal tek geçtiği isim; “Akılcı, bilimsel çalışıyor. Gittiği takımlarda kendi misyonunu yaratmış ama nedense sonunu getiremedi” görüşünde... Fatih Terim ise, motivasyona dayalı bir çalışma tarzı olduğu için farklı. Dünyaya da kendisini kabulettirmiş zaten... Hakemler konusuna gelince, onlara fazla yüklenildiğini düşünüyor. “Anlık karar veriyorlar. Hatta bazen bakıyorsunuz, sizin göremediğiniz pek çok şeyi yakalamış ve düdüğü çalmış” diyor.

Sporu bilmeyen başkan olmasın

Türk futbolunda Hasan Gerçeker’in dikkatini çeken bir de mevzuat karmaşası var. Onun da mutlaka bir düzene sokulması gerekiyor. Ayrıca, Federasyon Başkanları’nın doğrudan kendileri tarafından “yargılanması” da yanlış. Mutlaka ikili bir sistem olması gerekiyor. Gerçeker’e göre, Türk sporunun da, futbolun da en önemli sorunu sistemi iyi kuramamak... Gerçeker, “Yoksa Türk insanı yetenek, beceri, başarma konusunda asla sınırlı değil” diyor ve ekliyor; “Avrupa’da bir kulübün 50 takımı var. Alttan geliyor ve yetiştiriliyor.” Sporda akıl almaz paraların dönmesini de şaşırtıcı buluyor; “Dünyada en çok para kazanan sporcu bir golfçü, düşünebiliyor musunuz” diye bu şaşkınlığını da örneklendiriyor. Tahkim Kurulu Başkanlığı’ndan süzen en ilginç tespit ise bir uyarı niteliğinde: “Federasyon başkanlıklarına sporu daha bilen nitelikli kişiler gelmeli. Sporu bilmeden gelen kişiler sıkıntı yaratıyor.”


07.11.2009
 
 
 OKUYUCU YORUMLARI  Yorum Yapmak İçin Tıklayınız 

Diğer Başıklar

 Pet shop’tan alınan köpeğimiz çok hasta çıktı  (15.11.2009)
 “Sadece kendi markalarımı kullanırım”  (15.11.2009)
 Sushi öyle yenmez böyle yenir  (15.11.2009)
 Bu atların bir çiftleşmesi 9 bin TL!  (15.11.2009)
 “Değişim Yılları”  (15.11.2009)
 Pozitif düşünce ve ruh haliyle baş etme  (15.11.2009)
 Türk yanını anlattı  (15.11.2009)
 Cerrahi mi respiratörlü maske mi?  (15.11.2009)
 Burcunuzun meleğini biliyor musunuz?  (15.11.2009)
 50"inci yılını kutladı!  (15.11.2009)
 Gol atamayan atamayan golcüler  (15.11.2009)
 Şimdiki aklım olsa o kadar atlayıp zıplamazdım  (09.11.2009)
   (09.11.2009)
 Muhafakazâr bir evde dinini öğrenerek büyüdü  (09.11.2009)
 Osmanlı’da Kuran’dan fal bakma da vardı  (08.11.2009)
 “Padişah’tan Atatürk’e”  (08.11.2009)
 Kraliçe’nin ajandası 100 yılı devirdi  (08.11.2009)
 İçindeki GENÇLER aşkı bambaşka!  (07.11.2009)
 3G teknolojisi geldi  (07.11.2009)
 TÜYAP’ın en sağlıklı kitapları onlarda!  (01.11.2009)
 Pembe Köşk, yılda iki kez ziyarete açılıyor  (01.11.2009)
 Türkiye tanıtım elçisi oldu  (01.11.2009)
 Türk kadını silikonlarını göstermeye bayılıyor  (01.11.2009)
 Türk kadını silikonlarını göstermeye bayılıyor  (01.11.2009)
 ‘Suluboya’ tadında ilk Türk filmi  (01.11.2009)
 İclal Aydın’la Haftada Bir  (01.11.2009)
 Din dilinde reform gerekli  (25.10.2009)
 Krizden bunalan yöneticiler meditasyonla yenileniyor!  (25.10.2009)
 Işıltılı dünyanın renkli skandalları  (25.10.2009)
 Harem-selamlık süren yaşamlar homoseksüellik oranını artırıyor  (25.10.2009)

 


 

Gazetevatan.com Portalları bizeulasin@gazetevatan.com | Vatan Fax: 0212 354 26 56
-Ünlü Ansiklopedisi
-Top 100
-Foto Galeri
-Video
-Hava Durumu
-Yol Durumu
-Mailbox
-Otostop
-Sinema
-Astroloji
-Oyun Parkı
-Bulmaca
-EmlakVatan
-Vatan Enuygun
-Vatan Eğitim
-Tekno Park
-Net Tribün
-Vatan İddaa
-Şöhret Avcısı
-Oto Avcısı
-Neydim Ne Oldum
-Tipin miyim?
-Şirin miyim?
-Yarışsana
-Blog
-Son Dakika
-Gündem
-Siyaset
-Dünya
-Ekonomi
-Yaşam
-Spor
-Magazin
-Medya
-Yazarlar
-Foto Belgesel
-Garip ama gerçek
-Sağlık
-Teknoloji
-Konut&Emlak
-Otomobil
-Karikatür
-Finans
-Bugünkü Vatan
-Tüm manşetler
-Yazarlar
-Şehir Rehberi
-Bizim Kahve
-Pazar Vatan
-Vatan Kitap
-Promosyon
-Künye
-Fortune
-Madame Figaro
-inStyle
-Boxer
-inStyle Home